Yayın Politikamız

“İhtiyaçlar âletleri değil, âletler ihtiyaçları doğurur” ölçüsü merkeze alınır ve gazetecilik müessesesine bu açıdan yanaşılacak olursa; günümüzde, hadiselerin belli başlı kimselerin şahsî menfaatleri istikametinde istismarı ile insanın hayvanî dürtülerinin tahrik edilmesi arasındaki çizgide yayıncılık faaliyeti gösteren basın kuruluşları ile toplumdaki yozlaşma ve çürüme arasında bir korelasyon olduğu da açıkça görülecektir. “Mesele” kelimesini rastgele kullanmadık, çünkü bu gerçekten çok büyük bir mesele.

Türkiye’de iktidar yanlısı yahut muhaliflik iddiasındaki medya kuruluşlarının bu bakımdan birbirinin simetriği olup, aslında aynı çizgide yayıncılık yaptığı açıktır. Cereyan eden hadise her ne olursa olsun, bunun yalnız kendi menfaatlerine bakan tarafını ele alıp, geri kalanına karşı üç maymunu oynamak genel şiar olmuş vaziyette. Birbirini tekzib eden iddialar ortaya atmak ve alenen yalan söylemek artık en azından ayıp olarak bile karşılanmıyor.

Aynı şekilde her iki tarafın yayın organlarında da, -ne yazık ki bunlardan biri kendisini mütedeyyin olarak lanse etmesine rağmen- sırf daha fazla gelir elde edebilmek uğruna kadın bedeninin ve umumî ahlâkın istismarına yönelik yayın yapıldığına da şahitlik etmekteyiz.

Bir diğer mesele ise yine aynı yayın vasıtalarının tüketicinin yönelimlerini kontrol etmek üzere açık yahut üstü kapalı yapmış oldukları yayınlar… Fert ve toplumun beğenileri, öncelikleri ve ihtiyaçları tıpkı bir torna tezgâhına dönüşmüş basın yayın organları tarafından düzenleniyor ve en ileri üstü kapalı telkin teknikleri kullanılarak zihinlere adeta enjekte edilerek bundan karşılıklı nemalanma sağlanıyor.

Buraya kadar dikkat ettiyseniz bir hadisenin teşhisi ve bu hadiseye kıymet hükmünü verecek fikir gibi, “gazetecilik”in kendisiyle alâkalı herhangi bir hususa tesadüf edebilmiş değiliz.

Âletler ihtiyaçları doğurur dedik, bu sebeble toplumdaki yozlaşma ve çürüme bize kalırsa toplumda aranacağına, ona hitap eden hoparlör, sayfa yahut ekran kimin elindeyse, onun ortaya koymuş olduğu iş ve “eser/rezalet”lerde aranmalıdır.

***

Necib Fazıl’ın Bâbıâli isimli eserinde geçer:

Sedat Simavi (Napolyon) gibi, eli yeleğinin düğmelerinde, bir aşağı, bir yukarı, dolaşıyor ve mükellef bir koltuğa oturttuğu Sabık Şair(Necib Fazıl)’e:

-Göreceksin, diyor; fikri idam edeceğim! Sadece resim ve göze hitap! Yazıya göre resim değil, resime göre yazı…

O zaman Sabık Şair, iki dudağı arasından, istihza fiskesine benzer bir hırıltı koparıyor.

Sedat Simavi hayrette:

– İnanmıyorsun, öyle mi?

– Yahu! Gazete fikir demektir. Hadise ve ona bağlı fikir, kıymet hükmü… Bu ihtiyacın âletidir gazete… Fikri idam iddiası, gazete için portakalın suyunu çekip posasını satmaya kalkışmak kadar gülünç olmaz mı?

– Misali tersinden koyuyorsun!.. Halk portakalın suyunu ister, posasını değil… Hâlbuki istikbalin gazeteciliğinde asıl posa fikirdir; portakal suyu da hadiselerin dış yüzü ve göze hitap eden şeyler…

– İyi ama o zaman gazete meydana gelmez ki… Gazete ismi altında o ismin hakikatine aykırı, manzara resmi, şehvet albümü gibi bir şey vücut bulmuş olur. Buna hakkın var mı?

– Dâva, satmakta, halkın istediğini yapabilmekte…

– İrade halkın değil, hakkındır. Halk istemez, halka istetilir. Sen ona evvelâ istemeyi, isteyeceği şeyi öğret ve ondan sonra halkın istediğine uymak yolunu tut!

– Bunlar edebiyat!.. İşte ben bu edebiyat yolunu tıkayacağım ya!.. Göreceksin ve gazete satmak ne demektir, anlayacaksın!

***

Zamanın ruhu, bugünün dünyasında basılı gazetecilik müessesesini öldürmese bile komaya soktuğuna ve internet gazeteciliği mecrası sayesinde artık büyük sermaye sahibi olmadan veyahut onlara el açmak zorunda kalmadan da bu iş hakkıyla ve haysiyetiyle yapılabileceğine göre, biz, GAZETE DİNAMİK olarak, ihtiyaçları tayin eden bu âletin mahiyetini yenileyip, mânâ planında aslına rücu ettirmek; gazete, gazetecilik ve fikrin, senelerdir idam sehpasında sallanıp duran cesedini oradan indirerek ona şahsiyetini iade etmek ve böylelikle yeni bir âlet ile yeni ihtiyaçlar doğurmak iddiasındayız.

***

İşin saf fikir buuduna bakan bu tarafının yanında bir de aktüel dünya… Milletlerarası müesseselerin işlevini yitirdiği, büyük güçlerin bırakın dünyanın geri kalanına kendi memleketlerine bile nizâm vermekten yana acziyet içinde kıvrandığı, İslâm âleminin cayır cayır yanan bir ormana dönüştüğü, iç savaşların vaka-i adiye sayıldığı, çatışmaların gitgide yayılarak şiddetlendiği ve global anlamda yeni bir dünya düzeni arayışının kendisini dayatmaya başladığı günümüzde, yukarıda çizdiğimiz profile mutabık yeni bir yayıncılık anlayışının ortaya konması ve bu âletin ihtiyaç hâline dönüşmesinin zaruret olduğu kanaatinde olarak yayınlarımıza başlıyoruz.

***

Gazetecilik müessesesi hakkında yapmış olduğumuz muhasebe ve kendimize belirlemiş olduğumuz ufka bakıldığında, GazeteDinamik.com’da önceliğimizin masa tenisi maçı gibi son dakika haberciliği değil, üzerinde çalışılmış, nitelikli muhteva olduğu açıkça kendisini ifâde etmektedir.

Gazetecilik ve habercilikle bağdaşmayan renkli muhteva arasından haber ayıklamak zorunda kalmadan, hoşunuza gitmese bile gerçekle yüzleşeceğiniz, ziyaretleriniz esnasında sıkılmadan okuyacağınız ve izleyeceğiniz içerikler üretmek iddiasındasıyla yola çıkıyoruz.

Şimdiden, hoşgeldiniz!

Deneyimlerinizi kişiselleştirmek amacıyla KVKK ve GDPR uyarınca kullanılan çerezler bakımından kişisel tercihlerinizi Çerez Onay Aracından yönetebilir, daha fazla bilgi için Veri ve Çerez Politikasını ziyaret edebilirsiniz. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Kabul ediyorum Devamını oku