Ölmeden Evvel Yapılacaklar Listesi

Ölmeden evvel olmak gerekir. Allah’a kul olmak. Bundan üstün olmak mı vardır? Kimine göre vardır elbet. Ziya Paşa’nın “Şahsın görünür rütbe-i aklı, eserinde.” dizesinde de söylediği gibi, insanın kendi dili söylemez lakin amelleri dile gelir. Ameller ise “Ölmeden evvel sahip olmak gerekir.” der. Neye sahip olmak? Ev, araba, meslek, para, hamur yoğurma makinası, yaprak sarma makinası, 5688 parçalık yemek takımı… İnsan bilmez mi ki kendisi de sahiplidir? Bilmez tabîi, bilse “Şu da benim olsun” der durur muydu? İtibarı nesnede arar mıydı? Evindeki lüks eşyalar ile saygınlık bulacağını düşünür müydü? Kendi şahsiyeti ve karakteri ile kazanamadığı itibarı, mutfağındaki ankastre set ile kazanacağı zannına kapılır mıydı? Kula kulluk eder miydi?  “Allah’tan başkasına kulluk etmeyin…” (Bakara sûresi ,83)

Ölmeden evvel korkmak gerekir. Allah’tan korkmak. Bu öy­le bir kor­ku­dur ki in­sa­na en bü­yük öz­gür­lü­ğü su­nar. Peki bundan üstün korkmak mı vardır? Bazısına göre o da vardır; mal korkusu, can korkusu, makam korkusu, mevki korkusu, beğenilmeme korkusu, başarısızlık korkusu, gelecek korkusu… Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi nin büyük oğlu Alaeddin Paşa, bir gün Orhan Bey in huzuruna çıkar ve der ki, “Han’ım ben vezirlikten affımı istiyorum.” Orhan Gazi şaşırır, “Hayırdır Alaeddin Paşam, sana karşı bir kusurumuz mu oldu, seni kırdık mı bilmeden.” diye sorar. Alaeddin Paşa, “Haşa Han’ım! Sebep sen değilsin.” diye cevap verince merakı artan Orhan Gazi, “Anlat bakalım Paşam, o halde olay nedir?” Alaeddin Paşa anlatır, “Dün divana iki kişi geldi. Biri diğerinden davacı imiş. Davacı olan diğerinden bir tarla almış, parasını da ödemiş. Onu sürerken içinde bir testi dolusu para bulmuş. Tarlanın pazarlığında bu para dahil olmadığından, tarlayı kendisine satan adama para dolu testiyi götürüp geri almasını söylemiş. Satan ise reddederek tarlayı kendisine her şeyi ile sattığını söylemiş. Bulunan bu parayı ne satan kabul etmiş, ne de alan. Birlikte divan huzuruna çıkarak bu işin hallini rica ettiler. Her ikisi de, “Ben Allah’tan korkarım, testiyi kabul etmem.” diye diretiyordu. Bölüştürmek istedimse de yine kabul etmediler. Ben de testiyi hazineye teslim etmek istedim. Hazine muhafızına gönderdim. Biraz sonra muhafız elinde altın dolu testi ile çıkageldi. Bana dedi ki, “Paşam savaşta alınan ganimet veya halktan alınan vergilerden başka hazineye böyle şüpheli para karışır mı, böyle kaynağı belli olmayan bir parayla nasıl cihat edilir, ben Allah tan korkarım böyle haram mı helal mi olduğu belli olmayan bu parayı kabul edemem!” diyerek parayı iade etti. Ahalisinde Allah korkusu bu dereceye gelmiş, devletin bile definelere karşı hassas davranacak hale geldiği, cihadın bırak haramla, şüpheli paralarla bile yapılamayacağını bilen insanların bulunduğu yerde bana ihtiyaç olmadığını anladığım için, köşeme çekilip ömrümü Allah’a ibadet ile geçireceğim.” İnsan bilmez ki bugün yer­yü­zü kan­la, hırs­la, doy­maz­lık­la, sa­vaş­la de­be­le­ni­yor­sa sebebi Allah korkusundan uzaklıktır. Bilse bir metrekarelik seccadeyi dünyası haline getirmek varken dünyaları ister durur muydu? Bir mal korkusunu Allah korkusu önüne geçirir miydi? “…Sadece benden korkun.” (Bakara sûresi (2), 40)

Ölmeden evvel sevmek gerekir. Allah için sevmek. Kimilerince öncelenen ise dünyalık çıkarlar için sevmektir. Bu öyle alçak bir sevmedir ki, bir insana faydan dokunuyorsa sevilir, dokunmuyorsa yavaş yavaş dışlanırsın. “Gregor Samsa bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığında, kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu.” cümlesi ile başlar Franz Kafka’nın ‘Dönüşüm’ isimli kitabı. Kitap bir dönüşümden bahseder fakat bu Samsa’nın böceğe dönüşmesi mi yoksa etrafındakilerin Samsa’yı bir böcek olarak görecek şekilde dönüşmesi mi buna okuyunca siz karar verirsiniz. Ama bana göre etrafındakilerin dönüşümüdür bu. Gregor Samsa, annesi eve hizmetçi alabilsin, kardeşi özel okullarda okusun, babası rahat etsin diye tüm yükü omuzlarına alan bir genç. Ama bir sabah artık o denli yorulmuştur ki yataktan kalkmaya mecali yoktur. Franz Kafka metaforik anlatımları seven bir yazardır. Kafka’nın bu kitapta bahsettiği böcek de bir metafordur esasında. Artık onlara bir faydası olamayacağı için ailesinin gözünde biricik oğulları Samsa bir böceğe dönüşmüştür. Ve kitabın sonunda ailesi tarafından dışlanan Samsa ölür. Günümüz toplumu bilmez ki yaratılanı yaratandan ötürü sevmek gerek. Bilse aile ilişkileri dahi bir çıkara dayanır mıydı? “Hiç şüphesiz Allah Teâlâ kıyamet günü: “Nerede benim rızam için birbirlerini sevenler? Gölgemden başka gölgenin bulunmadığı bugün onları, kendi arşımın gölgesinde gölgelendireceğim” buyurur.””
(Müslim, Birr 37. Tirmizî, Zühd 53)

Cevap bırakın

E-posta hesabınız gösterilmeyecek.

Deneyimlerinizi kişiselleştirmek amacıyla KVKK ve GDPR uyarınca kullanılan çerezler bakımından kişisel tercihlerinizi Çerez Onay Aracından yönetebilir, daha fazla bilgi için Veri ve Çerez Politikasını ziyaret edebilirsiniz. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Kabul ediyorum Devamını oku