Modern Cahiliye Amerikasında Irkçılık

Anayasa dersi alan veya bu alanla ilgilenen herkes bilir ki ilk yazılı anayasa 1781 tarihli ABD anayasasıdır. Ve biz ilk olmasının cezbediciliğine kapılarak ve çerçeve bir anayasa oluşunun başarı öyküsüne bakarak ne çok imreniriz, özgürlük sevdalısı bu devlete! Ayrıca anayasaları bizim anayasamız gibi her başa gelen farklı ideolojinin yeniden yazdığı veya değiştirdiği bir anayasa da değil. Birkaç ekleme, çıkarma hariç 1781`deki hali neyse, o.

Gelin görün ki bu demokratik ve özgürlükçü anayasanın taslağı hazırlanırken kölelik en tartışmalı konu olmuştur. Anayasada “kölelik” sözcüğü bulunmamakla birlikte, anılan belge de bu kuruma dolaylı yoldan izin verilmiştir. Köle sahiplerine orantısız siyasi güç verilmiş, ayrıca iç savaşa kadar çoğu başkan ve Yüksek Mahkeme üyesi, köleliği kabul eden kişilerden oluşmuştur.

Kanaatimce, bir devletin özgürlüklere kıymet verdiğinin anlaşılabilmesi için özgür olan her vatandaşına eşit muamelede bulunması gerekir ve bu kişilerin elinde olmayan bir şekilde kendileri hakkında takdir edilen fiziki özelliklerini ayrımcılık konusu yapmaması ve buna mahal vermemesi gerekir. Ne var ki 1861 ila 1865 yıllarını kapsayan iç savaş sonrası tüzel olarak kaldırılan kölelik, sadece resmi olarak kaldırılmış; günümüze kadar siyahiler açıkça görüldüğü üzere ayrımcılığa/ırkçılığa maruz kalmışlardır.

Tarihi seyrine baktığımızda, Avrupa ülkeleri tarafından istila edilen Amerika kıtası, yine kendi sömürgeleri olan Afrika kıtasından gemilerle getirilen insanların köle olarak kullanıldığı ve her türlü gayriinsani muameleye maruz bırakıldığı bir yer olagelmiştir. Köleleştirilen bu halk geniş Amerikan topraklarını işlemek ve demir yolu yapımı gibi en ağır işlerde çalıştırılmak üzere ticari bir mal gibi alınıp satılmıştır. Bu insanlara yönelik şiddet teknolojinin ilerlemesiyle doğru orantılı bir şekilde ilerlemiştir. Savaşlarda ayrı taburlarda görevlendirilmiş ve kanlı savaşlarda en önde savaştırılmıştır. Siyahi insanların hayatı hiçbir zaman önemsenmemiştir.

Yukarıda belirttiğim gibi her ne kadar resmiyette kölelik kaldırıldıysa da, içtimai hayatta siyahilerle beyazlar ayrı bölgelerde yaşamış; sağlık, eğitim, iş ve toplu taşıma araçlarının kullanımı konusunda bile ayrımcılığa uğrayan siyahi Amerikalılar ya hiç hizmet alamamış ya da kötü koşullarda en kalitesiz hizmetleri almışlardır. 

Köleliğin kaldırılması başlı başına yeterli olmadığı için toplumsal entegrasyonun sağlanması için ciddi mücadeleler verilmiştir. Bunlardan birkaç tanesinden bahsetmek gerekirse, Lincoln`ün köleliğin kaldırılması yönündeki girişimleri, Rodney King`in maruz kaldığı polis şiddetinin siyahiler arasında yol açtığı infial, Rosa Parks`ın halk otobüsünde uğradığı ırkçı tutum bunlardan sadece birkaçı. Verilen birçok mücadele sonucu ekonomik özgürlük elde edebilen siyahi halk, bu sefer de beyaz kesim tarafından hor görülmüş ve ikinci sınıf insan muamelesi görmekten kurtulamamış.

Barack Obama`nın devlet başkanı olarak seçilmesi her ne kadar ülkede büyük heyecan uyandırdıysa da son olay göstermektedir ki devlet başkanının rengi, beyazların siyahilere bakış açısını değiştirmemiştir. Donald Trump`ın başa gelmesiyle destek bulan ırkçı guruplar bu minvalde söylem ve hareketlerini gittikçe arttırmışlardır. Ayrıca devlet başkanının bu tarz olaylara tepki göstermemesi de bu ateşi harlamaktadır.

ABD`nin arka sokaklarında daha bariz görülen bu ayrımcılık, şiddet gösterileriyle meşhur olan bu devlet polislerinden biri tarafından katledilen ve katledilirken videoya alınan George Floyd olayıyla dünya genelinde büyük tepkilere sebep oldu. Polis memuru Derek Chauvin`in kelepçeli şekilde yere yüzüstü yatırdığı Afro-Amerikalı George Floyd`un boynuna 8 dakika 46 saniye boyunca diziyle bastırarak öldürdüğünü tüm dünya gördü. Son sözleri “Nefes alamıyorum” olan Floyd`un nabzının durduğu anlaşıldığı halde iki dakikayı aşkın bir süre, katil polis tarafından boynuna bastırılmaya devam edilmesi, kastının Floyd`u öldürmeye yönelik olduğu açıkça gözler önüne serildi. Bu vahşet, video ile kayıt altına alınmasaydı belki de diğer birçok olay gibi dünya, bu olaydan da bihaber olacaktı.

Her çağda farklı şekillerde tezahür eden ırkçılık, Mekke müşriklerinin yaşadığı devre ismini veren meşhur ‘cahiliye döneminde’ de olabildiğince yaygındı. Sanılanın aksine cahiliye insanları okuma yazma bilmeyen, sefil insanlarla dolu bir topluluk değildi. Aksine edebi açıdan sanatın ve maddi açıdan zenginliğin zirvede olduğu bir dönemdi. Ama bu onların ırkçılık yapmasına engel teşkil etmiyordu. Tıpkı günümüzde teknoloji ve bilim alanında bu kadar zirve yapmasına ve hatta uzaya insan göndermesine rağmen ABD`de açıkça görülen ırkçılık gibi.

Modern Ama Cahil, Modern Ama Irkçı!

Şuna kalbi bir şekilde inanıyorum ki yıkılmaya mahkum her cahiliye dönemi medeniyeti gibi, ABD`de mazlum ülkeleri sömürerek ve iç karışıklık çıkartarak, kanlı adımlarla çıktığı bu tarih zirvesinde elbet bir gün esfel-i safiline mahkum olacaktır.

Kaynakça:

https://insamer.com/tr/amerikada-ayrimci-politikalar-ve-siyahi-mucadele-tarihi_542.html#_edn40

https://tr.wikipedia.org/wiki/Amerika_Birle%C5%9Fik_Devletleri%27nde_k%C3%B6lelik

Cevap bırakın

E-posta hesabınız gösterilmeyecek.

Deneyimlerinizi kişiselleştirmek amacıyla KVKK ve GDPR uyarınca kullanılan çerezler bakımından kişisel tercihlerinizi Çerez Onay Aracından yönetebilir, daha fazla bilgi için Veri ve Çerez Politikasını ziyaret edebilirsiniz. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Kabul ediyorum Devamını oku