Doğu Türkistan’da İşlenen İnsanlık Suçu

Uluslararası hukuk, kişilerinin haklarını kullanmada ve yükümlülüklerini yerine getirmede tâbi oldukları hukuki normlardan teşekkül eden bir hukuk sistemidir. Uluslararası hukuka tâbi uluslararası hukuk kişileri ise geçtiğimiz yüzyıllarda yalnızca bağımsız devletleri kapsamaktaysa da günümüzde modern yaklaşıma göre uluslararası hukuk kişisi kavramı, uluslararası düzeyde hak sahibi olma ve yükümlülük altına girebilme yeteneğine sahip olan uluslararası örgütleri ve fertleri de içine alır. Hiç şüphe yoktur ki günümüzde fertler, uluslararası hukukun en önemli süjelerindendir denilebilir. Uluslararası düzeyde insanlık suçlarının ( Doğu Türkistan’da sistematik olarak öldürülen veyahut işkenceye tabi tutulan Uygur, Kazak Türkleri), savaş suçlarının (Suriye), işkence suçlarının, soykırım suçlarının işlenmiş ve işlenmekte olması uluslararası düzeyde hukuk kişileri bakımından fertlerin öneminin artmasının ne yazık ki açık sebeplerindendir.

Uluslararası hukuk, uluslararası düzeyde hak sahibi olma ve yükümlülük altına girebilme yeteneğine sahip olan hukuk kişilerine uygulanan hukuktur. Uluslararası hukukun amacını ortaya koyarken ulusal düzeydeki hukukun varlığının mantığını kullanabiliriz. Nasıl ki bir ferdin bir toplum içerisindeki maddi ve manevi gelişimini sağlayabilmesi, kendisini gerçekleştirebilmesi için o toplumun düzenli ve sağlıklı bir toplum olması gerekiyor ise uluslararası düzeyde de bağımsız tüm devletlerin kendi sosyo-ekonomik, kültürel ve birçok başka cihetle gelişimlerini sağlayabilmeleri ve ilerletebilmeleri için uluslararası arenanın barışçıl ve güvenlikli olması şarttır. Fakat geçmiş yüzyıllarda olduğu gibi günümüzde de elbette uluslararası arena, çıkar(menfaat) çatışmalarının bol olduğu bir alandır. Bu sebeple barışçıl olmayı ve güvenlikli bir dünya oluşturmayı hedefleyen ve bu bağlamda bu hedefte görünen örgütlerin başını çeken bağımsız devletlerin, sırf ticari-ekonomik kaygılarla uluslararası hukukun temel ilkelerini ihlal etmiş oldukları gerçeği aşikardır.

Uluslararası hukukun esasen birçok kaynağı vardır ancak iki önemli kaynağı olarak andlaşmaları ve örf-adet (teamül) kurallarını zikredebiliriz. Bunların dışında kaynak olarak genel hukuk prensibleri, yani tüm hukuk sistemlerinde kabul edilen genelgeçer, ortak kural ve ilkeler, yargı kararları, uluslararası örgüt kararları vs. sayılabilir. Yani tabiri caizse uluslararası hukuk da geniş bir mevzuatı haizdir. Kurallar öngörüldüyse muhakkak bunların ihlali karşılığında da yaptırımlar öngörülmelidir ki düzenlemeler askıda kalmasın.

Ulusal düzeyde değerlendirecek olursak, ulusal düzeyde hukuka aykırı bir hal söz konusu olduğunda, mevcut hukuk kurallarının ihlali gözlendiğinde ilk olarak yetkili organların sözgelimi savcılık makamı ve onun yardımcısı olan adli kolluk görevlilerinin bu ihlali bertaraf etmek üzere çalıştığını ifade edebiliriz. Uluslararası düzeyde de elbette ki düzenlenen hukuk kurallarına aykırı davranışların karşılığında bir yaptırım olmalı ve yaptırımı uygulamakla görevli bir mekanizma öngörülmüş olmalıdır. Günümüzde uluslararası düzeyde karşılaşılan ihlallere, tüm uluslararası toplum adına yani tüm dünya adına yaptırım uygulama gücü BM’dedir. Uluslararası düzeyde barış ve güvenliğin sağlanması, barışçıl ortamın bozulması halinde tesis edilmesi durumlarında görevli mekanizmanın BM Güvenlik Konseyi olduğunu ifade edelim. Ve aynı zamanda BM andlaşmasının 23. Maddesine göre BM Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesinin ( ABD, Çin, Fransa, Birleşik Krallık, Rusya ) olduğunu ve yalnızca bu üyelerin veto hakkını haiz olmaları sebebiyle aslında uygulanacak yaptırımların, uygulanıp uygulanmamasının bu beş veto hakkını haiz ülkenin keyfine de bırakılmış olduğunu çok net bir şekilde görmek mümkündür. Nitekim sözde barışçıl bir siyaset gütmeyi hedefleyen ve küresel iyiliği, barışı ve güvenliği sağlamakla görevli olan ve aynı zamanda barış ve güvenliğe aykırılıkları tüm uluslararası toplum adına yaptırıma bağlama konumunda bulunan BM’nin Güvenlik Konseyin’deki beş daimi üyenin arasında Doğu Türkistan’da eşi benzeri görülmeyen zulümlere ve insanlık suçlarına imza atan Çin’in bulunması fazlasıyla düşündürücüdür.  Kalan diğer dört üye bakımından da söylenecek söz çok olsa da bu yazı genel itibarıyla mevcut düzenin ironikliğini gözler önüne sermeye veyahut da tekrar hatırlatmaya yönelik bir amaç taşımaktadır. Bu hususta irdelenmesi gereken birçok bahis vardır.

Geçtiğimiz Ocak ayında ABD kongresinde bulunan Çin Kongre- İcra Komisyonu (CECC) da 2019 yılına dönük olarak hazırladığı Çin insan hakları raporunda Doğu Türkistan’da insanlığa karşı suçun işlendiğini açıkça ifade etmiştir. Ve bu bağlamda ticari ve sair diğer ilişkilerin tekrar değerlendirilmesini talep etmiştir. Raporda, Doğu Türkistan’da geçtiğimiz yıl boyunca bir milyondan fazla insanın gerek dini gerekse sair sebeplerle (dini, siyasi, etnik, ırki, ulusal, kültürel) kamplarda tutulduğunu, tutulan insanlara zorla ilaçlar verildiği, birçoğunun yetersiz yemekten ve tutulma şartlarından ötürü öldüğü, işkencelere tâbi tutulduğu ve ‘dini’ sayılan bazı davranışlara ise cezalarının yanı sıra ekstra uygulamalarda bulunulduğu ifade edilmiştir. Tutulan insanların küçük yaşlardaki çocuklarının ise yetkililerce toplandığı ve siyasi doktrin de denilen asimilasyonun uygulandığı raporda yer alan ifadelerdendir.

Asimilasyon (siyasi doktrin) bir topluluğa yapılabilecek en büyük zulümlerdendir. Şimdi Doğu Türkistan’da nice Müslüman anne babadan doğma çocuklar- küçükler tamamen ellerinde esir kaldıkları o zalimlerin düşünce ve fikirleriyle büyütülecek, imanları kalplerinden kazınmaya çalışılacaktır. Toplu halde tutulan ve hiçbir özerk davranışına izin verilmeyen ve dini sayılan davranışları sebebiyle ekstra kötü, insanlık dışı ve aşağılayıcı birçok muameleye tâbi tutulan insanlar, sindirilmeye çalışılmaktadır. Bu sistematikle yıldırıcı ve sindirme odaklı bu politikayla Çin hükümeti’nin bu eylemleri İslamiyetin ilk yıllarında müşrikler tarafından nice eza ve cefaya göğüs geren ve imanlarından asla vazgeçmeyen o mukaddes şehitlerimizi, o dönemleri bize hatırlatmaktadır. Korktukları İslam ise, o halde bu korku onlardan hiç gitmeyecektir, emin olsunlar. Çünkü gerçekten iman edenler için hiçbir zorlama veya baskı onları inandıkları yoldan döndürmez.  Bu yaşanan bir insanlık dramıdır. Hukukta da hiçbir surette yeri yoktur.

 Doğu Türkistan’da Çin hükümeti tarafınca yapılan bu eylemler insanlığa karşı işlenen suçlar, soykırım suçları, savaş suçları ve saldırı suçları bakımından görevli Uluslararası Ceza Mahkemesi Statüsü’nün  7. Maddesine de denk düşmektedir. Statü’nün 7. Maddesine göre, insanlığa karşı işlenen suçlar, bir sivil halka karşı genel ya da sistematik biçimde girişilen saldırılara bağlı ve bu saldırının bilincinde olarak işlenilen fiiler olarak tanımlanmaktadır. Doğu Türkistan’da Çin hükümeti tarafından uygulanan bu eylemlerin bu bağlamda insanlık suçu teşkil ettiği kaçınılmaz bir gerçektir.

Çin hükümetinin bu eylemlerine karşı uluslararası hukukta da yeri olmasına rağmen ne yazık ki küresel çapta kendinden söz ettirir bir reaksiyon gösterilmemektedir. Her zaman olduğu gibi bu yaşananlar karşısında da haksızlıklardan kendi nam ve hesaplarına çıkar sağlayanlar ve onlara çanak tutup sessiz kalanlar rol oynamaktadır. Hatırlanması elzemdir ki Efendimiz (sav) şöyle buyurmuşlardır:

‘Haksızlığa karşı sussan, dilsiz şeytandır.’

Bu bağlamda uluslararası hukukun amacının tekrar hatırlanması gerektiği gerekenlerin yapılmasının elzem ve acil olduğu gün gibi açıktır. Hakikaten tüm insanlık namına barışın ve güvenliğin istendiği, çıkar/menfaatlerimize uymuyor diye hukukun uygulanmasından kaçınmadığımız, huzurun hâkim olduğu bir düzenin kurulması tek arzumuzdur. Açgözlü, hırs ve düşmanlık dolu emperyalist duygularla, resmen icra edilen insanlık suçları ve tüm dünya kamuoyu önünde yapılan zulümlerle barış ve güvenliğin tesis edilmesinden söz etmek ancak zalimlerin ve menfaatperestlerin işidir.

Allah, tüm zalimlere adaletiyle muamele eylesin.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız gösterilmeyecek.

Deneyimlerinizi kişiselleştirmek amacıyla KVKK ve GDPR uyarınca kullanılan çerezler bakımından kişisel tercihlerinizi Çerez Onay Aracından yönetebilir, daha fazla bilgi için Veri ve Çerez Politikasını ziyaret edebilirsiniz. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Kabul ediyorum Devamını oku