“Sürekli Gece, Sürekli Kış, Sürekli Ölüm Yoktur”

Zor zamanlardan geçtik. Belki daha da zorlaşacak hayatımız, belki de en zor kısmı geride kalmıştır. Hepimizin ümit ettiği ve duacısı olduğu hâl elbette ikincisi. İki ayı aşkın bir süredir alışılmışın tamamen dışında bir hayat sürmeye çalışıyoruz. Geçirdiğimiz bu zamanların belki de en zor kısmı “belirsizlik” idi. Zira bugüne dek hemen her konuda o konunun uzmanı kimselerce muhakkak aşağı yukarı bir tahmin yapılır ve süreç benzer minvalde ilerlerdi. Ancak yaşadığımız bu oldukça zorlu iki ay içerisinde, doğusuyla batısıyla, güneyiyle kuzeyiyle, zengini yahut fakiriyle ayrım yapmaksızın, bir krallığın başbakanından bilinmez diyarlarda yaşayan “gariban” bir kimseye kadar herkesi aynı ölçüde etkileyen, aynı kaygılar ile uyutup uyandıran bir virüsün getirdiği sürecin akıbeti hakkında herhangi bir tahmin yapılamadı. Gidişat hakkında net bir söylemde bulunulamadı. Öyle ki sürecin başında yöneticiler tarafından tahmin edilen, planlanan çoğu şey aksine bir seyirde gitti. Bu ise zorlu giden sürecin en zor kısmını oluşturdu. Kaygılar belirsizlik ve güvensizlik duygusu ile ikiye katlandı. İnsanlık olarak imtihanımızı güçleştirdi.

Şüphesiz ki böylesi bir süreçten ilk kez geçmiyor insanlık tarihi. İsmi farklı, coğrafyası daha dar/değişken birçok imtihandan geçildi, geçiliyor ve geçilecek. Bu büyük imtihanların tarih sahnesi boyunca akışı değiştirdiğini literatürden biliyor, şimdi ise bizatihi yaşayarak müşahede ediyoruz. Peki bu musibetler, bu imtihanlar ilahi bir azap mıdır, yoksa yaşadığımız tüm bu süreçte bilmediğimiz bir rahmet mi vardır?

Bugün itibariyle artık görünen odur ki yeni bir dünya düzeni ile karşı karşıyayız. 21. yüzyıl insanlığı için çok kısa sayılacak bir zaman diliminde yeni bir dünya düzeni ile, “yeni normal” ile tanıştık. Sancılı bir alışma sürecindeyiz. Bu zaman zarfında zihinlerimizi sürecin tahribatından korumak için ne yapmalı? Zor zamanların ahlakı ne olmalı? Zor zamanların imanı nedir?

Allah, Kur’an’ı Kerim’de insanoğlunun refah içerisinde olduğu ve darlık içerisinde olduğu durumlarda gösterdiği iki yanlışı zikreder. Meâlen, refah içerisinde olduğu zamanlarda “şımarmak”, darlık içerisinde olduğu zamanlarda ise yeise kapılmak. Ve birbiri ile zıt olan bu iki davranış ve tutum denk ve aynı ölçüde yanlış olarak zikredilmiş ve eleştirilmiştir. O halde musibet anlarının imanı umut ve zor olsa da sevinç taşımaktır. Güneşin, en zifiri vaktin ardından doğduğuna inanmaktır. Ümitsizliğe kapılmamaktır. Zira ümidini yitirmiş, çaresiz kalmış coğrafyalara, gelişmiş olanından geri kalmışına, dünyanın dört bir yanına Mevlana’nın “Ümitsizliğin ardından nice ümitler var, karanlığın ardında nice güneşler var” anlayışı ile yardım eli uzatan bu vatanın evlatları olarak en dirayetli ve ümitvar duruş bize düşüyor.

Bugünlerin geçeceğine inanıyor ve dua ediyoruz. Bugünler Allah’ın da izni ile geçecektir ancak edindiğimiz iyi ahlak ve faziletler baki kalacaktır. Allah, hayatı ve ölümü niçin yaratmıştır? “Hanginizin davranışça daha iyi olduğunu deneyerek göstermek için ölümü ve hayatı yaratan O’dur. O, güçlüdür, çok bağışlayıcıdır.”(Kur’an- Kerim 67:2) O halde zor zamanların ahlakı, musibetlere ve kötülüklere iyilik ile mukabele etmektir. İnfaktır, paylaşmaktır. Onarmaktır, bağışlamaktır. Ve şüphesiz sabırdır.

Yaşadığımız bu zor zamanlar ve değişen düzen ile insanlık, yeni bir anlam arayışına sürüklenecektir muhakkak. Yaşadığımız tüm bu imtihan süreci hayatımızın miladı olsun. Bu Ramazan-ı Şerif’i hüzünlü geçirdik. Bayramı yüreklerimiz buruk idrak ediyoruz. Kıymet vermediğimiz ve farkına dahi varmadığımız çoğu şeyin ne denli değerli olduğunu görüyoruz. Tüm bu yaşananları bir azap ve şer olarak anlamak yerine şuurumuza, zihnimize, yaşayışımıza bir milad ve hayatımızda bize verilmiş bir anlayış fırsatu, ilahi ikaz olarak okuyalım. Elimizdeki fidanları dikme günü. Yeise kapılmadan, şerlerin içerisine gizlenmiş hayırları idrak günü. Gecenin ardındaki sabahı görmek, kışın ardındaki baharı görmek günü.

Dileriz ki, alışılmışın dışında geçirdiğimiz bu zamanları fiziki yakınlıktan mahrum kalmamız hasebiyle kıymetini anladığımız gönül yakınlığımızın inşaallah arttığı, bize ümit ve hayır kapıları açan, hayatımızda bir milad vesilesi haline getireceğimiz bir dönem haline getirebiliriz.

İslam alemi olarak buruk geçirdiğimiz Ramazan Bayramı’nın mübarek olmasını diliyor, her birimize yeni kapılar açmasını ve bir sonraki bayrama sağlık ve esenlikle kavuşmamızı niyaz ediyorum.

Herkes gibi beni de yer yer derin ümitsizliklere gark eden bu süreçte, karşıma tevafuk eseri olarak çıkan ve yüreğime su serperek beni kendime getiren, bu imtihanda ümitsizliğin ardındaki ümidi, karanlıkların ardındaki güneşi, şer sandıklarımızdaki hayrı görmeyi ve hayatıma bir milad kabul ederek devam etmemi sağlayan ve bu yazıyı yazmama vesile olan Sezai Karakoç’un sözü ile sonlandırmak isterim; “Sürekli gece, sürekli kış, sürekli ölüm yoktur…”

Cevap bırakın

E-posta hesabınız gösterilmeyecek.

Deneyimlerinizi kişiselleştirmek amacıyla KVKK ve GDPR uyarınca kullanılan çerezler bakımından kişisel tercihlerinizi Çerez Onay Aracından yönetebilir, daha fazla bilgi için Veri ve Çerez Politikasını ziyaret edebilirsiniz. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Kabul ediyorum Devamını oku