Puşkin Erzurum’da

“Bir şairle karşılaşmak her zaman hayırlıdır. Şair, dervişin kardeşidir. Onun ne vatanı vardır ne de dünya nimetlerinde gözü. Biz zavallılar şan, iktidar ve para peşinde koşarken; o, yeryüzünün hükümdarlarıyla aynı sırada oturur ve herkes onun karşısında saygıyla eğilir.”

İşte bu hikmetli sözler, bir Türk paşası tarafından esir tutulduğu çadırda Puşkin’e sarf edilmişti. Savaş bitmiş ve Osmanlı paşalarının tamamı düşman güçlerine esir düşmüş, Erzurum ve Kars savaşmadan teslim olmuş ve işgale uğramıştı. Müslüman halk ise buralardan emin beldelere göç etmişti. Şehirlerde çoğunlukla Ermeniler kalmış ve onlar da Müslümanların mallarını yağmalamakla meşgullerdi. Bu meş’um hadiseler 1829 Osmanlı-Rus harbinde cereyan etmişti ve Doğu’da olduğu gibi Batı tarafında da durum çok kötüydü. Düşman kuvvetleri Edirne’ye kadar gelmiş ve Osmanlı payitahtı, Rus kuvvetlerinin o tehditkâr nefesini hiç olmadığı kadar yakından hissediyordu. Tüm yaşananların öncesinde büyük Rus şair ve yazar Puşkin de bu savaşa gözlemci olarak katılmaya karar vermişti. Henüz 29 yaşında olan Puşkin, cephede olan arkadaşlarını görme ve tabiî bir macera arayışı içinde bu yolculuğa çıktı.

Moskova’dan yola çıkan Puşkin, Kafkasya üzerinden Tiflis ve Rusya tarafından oluşturulan Ermenistan topraklarını geçerek Kars ve ardından da son olarak Erzurum’a gelir. Yolda gördüklerini de çok yalın bir şekilde tasvir eder. Bozkırda yol alırken bir Kalmuk çadırına misafir olan Puşkin orada gördüklerini bizlere şöyle aktaracaktı:

“Geçen gün, beyaz keçe ile kaplanmış kareli çubuk örgüden bir Kalmuk çadırına uğradım. Aile kahvaltıya hazırlanıyordu. Orta yerde bir kazan kaynıyor; duman, çadırın tepesinde açılmış bir delikten çıkıp gidiyordu. Güzelce bir Kalmuk kızı oturmuş dikiş dikiyor, bir yandan da tütün içiyordu.”

Kalmuklar’ın sosyal hayatı hakkında bilgi edindiğimiz bu ifadelerde geçen çadır hiç kuşkusuz Moğol kavimlerinin de kullandığı, bozkır Türklerin ise “yurt” dediği Türk çadır tipi idi.

Çerkez ve Tatarlara karşı hoşgörülü olmayan Puşkin bir misyoner edasıyla Çerkezlerin İncil’le tanıştırılması ve Hristiyanlaştırılması gerektiğinden bahsediyordu. Tatarları da genelde barbar olarak görüyor ve küçümseyici ifadeler kullanıyordu. “Tatarlar kağnılarının gıcırtısı ile övünüyorlar. Şerefli insanların kimseden gizlisi saklısı olmazmış. Varsın yolculuk yaptıklarını herkes işitsinmiş… Bir daha şerefine bu kadar düşkün bir toplulukla yolculuk etmek istemem doğrusu.”

Puşkin’in ekseriyetle övgüyle bahsettiği topluluk ise Ermenilerdi. Bunda da haksız sayılmaz çünkü Ermeniler Puşkin’e karşı Rus olması hasebiyle büyük bir misafirperverlik göstermişlerdir. Evlerinde misafir etmiş, yolculuk esnasında da rehberlik etmişlerdir. Rus işgalini de büyük bir mutlulukla karşılamış ve şehirlerin işgale uğramasında içeriden büyük katkılar sağlamışlardır. Yalnız Ahılkelek müdafaasında şehirde bulunan Katolik Ermeniler büyük bir cesaret ve özveriyle Osmanlı’nın yanında yer almış ve büyük kayıplar da vermişlerdir. Bu istisna haricinde Gregoryen Ermeniler çoğunlukla Rus askerlerinin safında yer almışlardır.

Kars işgale uğradıktan sonra Ruslar, Erzurum üzerine yürüyüşe geçmişlerdi ve Puşkin bu esnadaki durumu şu şekilde tasvir edecekti:

Hiçbir yerde düşmanla karşılaşmaksızın durmadan ilerliyorduk. Köyler bomboştu. Çevrenin hüzün verici bir görünümü vardı. Kayalıklı kıyılarına çarpa çarpa hızla akıp giden Aras’ı gördük.” Puşkin’e hüzün veren bu yolculuk sonrası ordu Erzurum önüne gelmişti. Şehirdeki Müslüman ahali başka yerlere göç etmiş ve şehirde bulunan Ermeniler de içerden Osmanlı aleyhine silahlı mücadeleye girişmişti. Böyle bir ortamda savunma yapmanın olanaksızlığını gören Erzurum valisi ve seraskeri Salih Paşa da şehri teslim etmiştir.

Türkler evlerinin düz damlarına çıkmış, asık suratlarla sizi seyrediyorlardı. Ermeniler, gürültülü bir kalabalık halinde sokaklarda birikmişlerdi. Çocukları, istavroz çıkararak ve hiç durmadan ‘Hristiyan! Hristiyan!’ diye bağırarak atlarımızın önünde koşuyorlardı.” Fakat bu sevinç gösterileri Ermeniler için kısa sürecek ve ikbal dönemi işgal sonrasında bir hüsrana dönüşecekti. Rusların, Ermeniler üzerinde daha farklı emelleri vardı. Yaklaşık bir yıl süren işgal sonrasında, Ruslar dönerken yanlarına Ermenileri de aldılar. Onları zorunlu bir göçe tabi tutarak Erivan bölgesinde kurmuş oldukları Ermenistan vilayetine ve Kafkasya bölgesine yerleştirdiler. Çoğunluğu bu göçe razı değildi ama firar edebilen az bir kısmı hariç büyük bir çoğunluğu bu zorunlu göçe maruz kaldı. Yani Erzurum onlara da yar olmadı. Savaş öncesi 100.000’den fazla olan şehrin nüfusu savaş sonrasında 20.000’lere kadar düşmüştü. O dönem Erzurum’da 20.000 dolaylarında Ermeni yaşamaktaydı ve bunların tamamı Ruslar tarafından göçe tabi tutuldu. Fakat daha sonraları bunların az bir kısmı firar veya Osmanlı’nın affı ile tekrar topraklarına dönebilmiştir.

Tekrar Puşkin’e dönersek, o, şehrin teslim alınmasının ardından Erzurum sokaklarında gezintiye çıkar ve ilk izlenimleri şöyle paylaşır: “Erzurum sokakları dar ve eğri büğrü. Yapılar oldukça yüksek. Yollar kalabalık, dükkanlar kapalıydı.” Ardından Erzurum’un isim ve tarihinden biraz bahseden Puşkin, sonra şehir hakkında bilgiler veriyor. Önemli bir ticaret güzergahı olan şehirdeki savaş dolayısıyla meydana gelen yoksulluktan da bahsediyor ve diyor ki, “Fakat kentte çok az mal satılıyor. Malları burada ortaya dökmüyorlar. Erzurum’da bir hasta, bir kaşık ravent bulamadığı için ölebilir. Oysa şehirde çuval çuval ravent vardır.” Şehirde, Batı’da var olan ihtişamdan söz edilemeyeceğini ifade eder. “Şaşa, hiç kuşkusuz Avrupa’nın sahip olduğu bir şeydir artık.” Batı’da herhangi bir kasaba bakkalında bulabileceğiniz şeyi Erzurum’da dünyanın parasını dökseniz dahi alamazsınız diyerek aradaki farka vurgu yapıyor. Taştan yapılan ve damları çimle kaplı olan evler ile şehrin her tarafına yayılmış olan kaynak suları ve çeşmelerin bolluğu da Puşkin’in gözünden kaçmamıştır.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız gösterilmeyecek.

Deneyimlerinizi kişiselleştirmek amacıyla KVKK ve GDPR uyarınca kullanılan çerezler bakımından kişisel tercihlerinizi Çerez Onay Aracından yönetebilir, daha fazla bilgi için Veri ve Çerez Politikasını ziyaret edebilirsiniz. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Kabul ediyorum Devamını oku