Mircea Eliade’de Kutsal Fenomeni

Rudolf Otto’dan sonra “kutsal” hakkında en fazla söz sahibi olan ve eserlerinde bu konuya fazlaca yer ayıran din tarihçilerinden birisidir, Mircea Eliade. Bu yazımızda Eliade’nin kutsal yorumunu ve kutsala dair düşüncelerini özetle izah etmeye gayret edeceğiz.

Öncelikle Eliade, kutsalı kaos boyutlarına ulaşan çok yüzlü bir kütle olarak görür. Bu kaotik yapıyı deşifre edip sadeleştirmek mümkün olmadığı gibi anlayıp, tanımlamak da bir o kadar zordur. Bu sebeple Dinler Tarihine Giriş adlı eserinin önsözünde Roger Caillos’in I’homme et le sacre eserinde kutsalı tanımlamak için söylediği bir sözü aktarır; “kutsal hakkında genel olarak söylenebilecek tek şey bu terimin tanımında saklıdır: kutsal olmayanın karşıtı.” Bu anekdot ile beraber okuyucuyu peşin peşin uyarır.

Eliade için sınırlar oldukça keskindir. Onun için bir şey ya kutsal ya da kutsal-dışıdır. Ve bu iki varoluş hali son tahlilde insanın kozmos içinde ele geçirdiği farklı konumlara bağlıdır. Filozofu olduğu kadar insan varoluşunun olası boyutlarını öğrenmek isteyen her araştırmacıyı da ilgilendirirler.

Bir başka açıdan ona göre kutsal fenomen, global bir içeriğe sahiptir. Fakat neredeyse sonsuz sayıda bulunan bu fenomenler özünde insanlığın birkaç temel dini tecrübesinden tezahür etmiştir. Daha açık bir ifade ile insanlığın sınırlı sayıdaki dini tecrübelerinin sınırsız sayıdaki ifade biçimleridir.

Kutsal, insan zihninin tekâmül süreci içerisinde oluşan bir olgu değil bilakis şuurun bir unsurudur. Bir evrim içerisinde sürekli gelişen insan zihninin zamanla ulaştığı bir aşama değil, zihnin temel dayanakları içerisinde mündemiç bir kategoridir. Eliade bu konuda Kutsal ve Kutsal-Dışı adlı eserinde düşüncesini eleştirel bir dil ile şöyle ifade eder; “19. yüzyılın yanılgılarına düşmek, özellikle de Tylor veya Frazer gibi insan zihninin doğal hadiseler karşısında tek tip bir tepki gösterdiğini sanmak her zaman kapıda bekleyen bir tehlikedir. Oysaki kültürel etnoloji ve dinler tarihi alanlarında kaydedilen ilerlemeler, bunun her zaman geçerli olmadığını, ‘insanın doğa karşısındaki tepkilerinin’ birçok kez kültür, dolayısıyla tarih tarafından koşullandırıldığını göstermiştir.”

Aynı eserde yine şöyle bir düşünce ortaya koyuyor Eliade; “Modern insanın hangi tarihî süreçlerden geçerek ve hangi ruhî tavır değişimlerinin ardından dünyasını kutsallıktan arındırdığını ve kutsal-dışı bir varoluşu benimsediğini göstermek bize düşmez.” Alıntıladığımız parçalarda kısmen bilinemezci bir tavır ile insan zihninin zaman içerisinde karşılaştığı durumlara nasıl tepkiler vereceğinin önceden tespit edilemez olduğunu ve hatta daha sonra ortaya çıkan tepkimenin temellerini soruşturmanın gereksiz olduğunu ifade ediyor.

   Mitler ve ayinler Eliade için kutsalın birer sembolüdür. Semboller önemlidir. Zira kutsalı anlama ve tanımlama yolunda oldukça fazla öneme sahiptirler. İnsan zihninin kavramadığı şeylerin sırrını çözmede yardımcı olurlar.

Kutsal kendisini olduğu gibi açık etmez. Bunun için kendisinin dışında şeylere ihtiyaç duyar. Ve o şeylerde tezahür eder, ortaya çıkar. Bunları Eliade hiyerofoni olarak adlandırır. Fakat bu hiyerofaniler aynı zamanda bir kratofanidir. Çünkü saygınlık uyandırdıkları kadar korku ve ürperti de uyandırırlar.

Hiyerofaniler, fizyolojik, ekonomik, ruhî ya da içtimâî yaşamın hangi bölümünde bulunursa bulunsun oldukları gibi kabul edilmeleri gerekir. Ve Eliade’ye göre insanlık tarihinde kutsallık atfedilmemiş herhangi bir nesne, canlı, hareket, duygu, eşya söz konusu değildir. Bununla beraber tüm hiyerofanileri kendi bünyesinde toplamış bir din ve ırk da söz konusu değildir.

Eliade vakıaları kutsal ve kutsal-dışı olarak ayırdığı gibi bununla bağlantılı olarak kutsalla ilintili hayatı dinî, kutsal ile bir ilintisi olmayan hayatı ise din-dışı görür. Yine bu bağlamda, ona göre kutsal olan ile irtibata geçen insan ‘homo religiosus’ yani dindar insandır. Kutsalın da sembol ile bağıntısına istinaden homo religiosus aynı zamanda ‘homo symbolicus’, Türkçe tabir ile sembolik insandır.

Kutsalı doğru şekilde anlayabilmek için kullanılacak yöntem oldukça büyük önemi haizdir Eliade için. Belgesel malzemenin kırılganlığına dikkat etmek gerekir. Zira bir hiyerofani üst din sınıfı tarafından farklı biçimde, halk tarafından farklı biçimde algılanıp, yorumlanıp, uygulanır. Bu yüzden en güvenilir yöntem farklı tüm belgeleri dikkate alan ve kullanan yöntemdir. Bütün hiyerofanilerin ortaya koyduğu içeriklerin neler olduğu sorusunu sorarak hiçbir türe özel önem vermeyen yöntemdir.

Bunun yanı sıra önyargılardan uzaklaşıldığı sürece, eski kültürlerde kutsalın geçmişteki ya da güncel anlamını kavramayı başarabilme ve kutsallığın biçimlerini ve geçmişini anlama şansı artmaktadır.

Son olarak Eliade için dinî deneyime sahip bir kimse tüm kâinatı kozmik kutsallık olarak yorumlayabilme potansiyeline sahiptir. Böyle bir kimse için evrenin tamamı kutsalın bir tezahürü olarak görülebilir, yorumlanabilir.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız gösterilmeyecek.

Deneyimlerinizi kişiselleştirmek amacıyla KVKK ve GDPR uyarınca kullanılan çerezler bakımından kişisel tercihlerinizi Çerez Onay Aracından yönetebilir, daha fazla bilgi için Veri ve Çerez Politikasını ziyaret edebilirsiniz. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Kabul ediyorum Devamını oku