Ekonominin Baş Aktörü: Global Şirketler

Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ardından ülkeler arasındaki sermaye hareketlerinin serbestleşmesi, ticaretin ve yabancı yatırımın önünde ki engellerin kalkması ya da ulaşım ve iletişim maliyetlerinin azalması firmaların neyi nerede ve nasıl üretecekleri konusunda ki tercihlerini genişletmektedir. Böylece bir yandan sınırları ulus ötesine taşan firmalar hızla çoğalıp yayılırken, diğer yandan da bu piyasada ki rekabet kızışmaktadır. Hepsinden önemlisi firmaların ülke dışında ki yatırımları arttıkça uluslararası üretim de hızla artmakta ve bu yatırımlar, yalnızca ulusal piyasanın genişlemesine katkıda bulunmayıp aynı zamanda büyük ölçekte bölgesel ve küresel piyasalar ortaya çıkmaktadır.

Yabancı pazara girmeyi düşünen bir firmanın önünde üç farklı seçenek bulunur; birincisi malları kendi ülkesinde üretip başka bir ülkeye satmak kaydıyla ihracat yapmak, ikincisi piyasasına girmek istediği ülkede ki bir firmaya kendi teknolojisini ve marka ismini kullanmasına izin vererek lisans anlaşması yapmak ve üçüncüsü, piyasaya doğrudan sermaye yatırımı (Direct Foreign Invesment) yapmak kaydıyla girmektir. Genelde firmalar ihracat ve lisans yoluyla elde edemeyeceği bazı avantajlara sahip olabilmek adına doğrudan yabancı sermaye yatırımı yapmayı tercih etmektedirler. Şu şekilde gerçekleşir; yabancı ülkede bir firma kurulur ya da yabancı ülkede ki bir şirkete sermaye yatırılarak ana firma büyütülür. O ülkede edinilen şirkete yavru şirket (subsidiary) veya şube denmektedir.

Şubeler genellikle ana şirketin elinde bulunan teknoloji, ticarî sınırlar ve ticaret ünvanı vb. kaynaklardan yararlanma ayrıcalığına sahiptir. Karşılığında ise kazanılan kârlar, kısmen veya tamamen ana şirkete kalır. Doğrudan sermaye yatırımları yapan, yabancı ülkedeki fiziki sermayeye sahip olan ve bunu işleten firmaya çokuluslu/küresel şirket adı verilir.

Bu kapsamda küresel şirketleri, genel merkezi belli bir ülkede olduğu halde işlevlerini bir veya birden fazla ülkede, kendi tarafından koordine edilen şubeler veya bağlı şirketler aracılığıyla gerçekleştiren ve genel merkez tarafından kararlaştırılan bir işletme politikasına bağlı olarak işlerini yürüten büyük şirketler olarak tanımlamak mümkündür. Örnek verecek olursak; Amazon, Microsoft, Mc Donalds, Ford, Apple, Cargill ve Google bilinen büyük küresel şirketler arasında yer almaktadır.

Bir şirketin çokuluslu şirket olarak kabul edilmesi için birde fazla ülkede faaliyet göstermesi yeterli olmamakta, ürünlerini üretme ve pazarlama faaliyetlerini yabancı ülkede gerçekleştirmesi, farklı ülkelerde sermaye yatırımının ve yöneticilerinin olması gerektiği şartları ileri sürülmektedir. Çokuluslu bir şirket olmanın göstergesi olarak şirketin, toplam maddi kaynaklarının en az %20’sinin dış ülkelerde olması ve kârların en az %35’inin uluslararası faaliyetlerden elde edilmesi gerektiği kabul edilmektedir. Aynı zamanda yan kuruluşların %25’ine sahip olması gereklidir.

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Örgütü (UNCTAD)’ın 2003 Dünya Yatırım Raporuna göre, dünyada 64.000 çok uluslu şirket ve yan kuruluşları faaliyet göstermektedir. Bu şirketlerin global satışları 18 trilyon $ olup, kendi ülkeleri dışında 53 milyon insanı istihdam etmektedirler. Dünya çapında ekonomik ilişkilerin işleyişinde ki küresel dinamiklerin başrolünde küresel şirketler gelmektedir. Bu şirketler siyasal rejim, ulusal sınır ve gelişmişlik farkı gözetmeksizin birden fazla ülkede faaliyette bulunurken birçoğu, pek çok devletten daha zengin ve daha büyük ekonomiye sahiptirler. Yine UNCTAD’ın 2009 da yayınlamış olduğu rapora göre; dünyada 2009 yılı başında 82.000 çokuluslu şirket ve buna ek olarak 810.000 yabancı yan şirketleri bulunmaktadır. Dünya toplam mal ve hizmet ihracatının 1/3’ünü sağlamış, aynı zamanda 77 milyon kişiye istihdam sağlamışlardır.

Neo-liberal uygulamalar kapsamında özellikle devletin ekonomiden el çek(tiril)mesiyle ekonomik alan büyük ölçüde çokuluslu şirketlerin eline geçmiş ve şirketler kendilerine geniş bir alan bulup, oldukça fonksiyonel bir ekonomik güce kavuşmuşlardır. Bugün dünya ekonomisi ağırlıklı olarak küresel şirketlerin elindedir. Dünyada ki 100 büyük ekonomik birimden 51’i şirket, 49’u ise ülkedir. Şirketlerin satışları ile ülkelerin gayri safî millî hasılatları (GSMH) karşılaştırıldığında, en tepedeki 200 şirketin satış hacminin, toplam küresel ekonomik faaliyetten çok daha hızlı arttığı, en büyük 10 ülke ekonomisi dışındaki tüm ülkelerin ekonomisinden daha büyük olduğu ve kronik yoksulluk çeken 1,2 milyar insanın toplam yıllık gelirinin 18 katına eşit olduğu görülmektedir. Bu da esasında çokuluslu şirketlerin ne kadar büyük ve nüfuzlu olduğunun bir göstergesidir.

Doğrudan sermaye yatırımı suretiyle yabancı ülke piyasasına giren çokuluslu şirketler, gerçekleştirdikleri bu yatırımlar ile teknoloji transferine ve endüstriyel yapılanmaya yol açarak yatırımın yapıldığı ülke ekonomisini olumlu yönde etkileyebilir. Ev sahibi ülkeye yaptığı katkıların en önemlisi o ülkenin ihracat rekabet gücünü artırmasıdır. Bu şirketler herhangi bir yerde yatırım yaparken beraberinde sermaye, teknoloji ve yönetim bilgisi getirir. Ev sahibi ülke global pazarlara kolayca erişme olanağına sahip olan çokuluslu şirkete, mal ve hizmet tedarik eden yeni firmalar sayesinde bölgesel ve küresel piyasalara erişim olanağına kavuşabilir. Küresel şirketin herhangi bir ülkeye yatırım yapması halinde ev sahibi ülkeye getirdiği sermaye, bilgi, beceri ve teknoloji ölçüsünde ülkenin reel milli gelirinde bir artış olur ve ev sahibi ülkenin vergiler yoluyla elde ettiği ek gelirler, şirketin elde ettiği getiriden daha yüksek ise, şirketin doğrudan ekonomik etkileri ülkenin lehine gelişebilir. Ancak ülkenin bu küresel şirketin faaliyetlerinden olumlu etkilenmesi, pazarlık ilişkisinde üstün konumda olmasına bağlıdır.

İçinde bulunduğumuz küreselleşme sürecinde çokuluslu şirketlerin uluslararası yatırımlarının dünya ekonomisi için büyük önem arz ettiğini ve ülkelere faydalar sağladığı gözlemlense de; karşılıklı münasebet içinde gelişmekte olan ve kalkınmamış ülkeler açısından bu süreç bir alışverişten ziyade hem tüketim ve hem de ucuz emeğin sömürü dolayısıyla hep veriş şeklinde gerçekleşmekte ve bu sebeble başta iktisadî adalet olmak üzere sosyal hayatın bir çok veçhesinde son derece yıkıcı bir rol üstlenmektedir. Ayrıca ülke ekonomisi için ana ve stratejik sektörlerin kontrolü elden çıkarak, ekonominin kontrolünde zaafa düşülebilmesi, sanayileşme ve teknoloji alanında ters yönlü sapmalar meydana getirerek ekonomide dual bir yapının oluşması gibi etkileri bulunur. Küçük ölçekli yerel şirketler karşısında ise haksız ve ezici bir rekabet oluştururlar.

Yabancı sermaye ve vergi rekabetinin geçerli olduğu bir küresel ekonomik konjoktürde pek çok ülke küresel şirketlerin kendi ülkelerine yatırım yapmaları için çaba içerisindedirler. Ancak serbest ticaret neticesinde küresel şirketler, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde ucuz iş gücünü kullanarak emeği ve bu ülkelerin kaynaklarını sömürme, aynı zamanda doğa ve çevre üzerinde tahrip edici sonuçlara sebebiyet verme potansiyeline sahiptir. Zira küresel ekonomik faaliyetlerin baş aktörü olan çokuluslu şirketler, iktisadî güç meydana getiren kaynakları kolaylıkla kontrol edebilmekte ve bu kaynakları farklı yerlere kaydırabilmektedir. Gerek ana ülke, gerekse ev sahibi ülkelerde daha fazla yararlar sağlaması içi söz konusu işletmelerin, sorumluluklarının açık olarak belirlenmesi ve bunun izlenmesi önem taşımaktadır.

İstifâde Edilen Kaynaklar
-Cenk Ecevit, Küreselleşen Dünyada Çokuluslu Şirketler ve Politik Risk, İstanbul:2008 (Yüksek Lisans Tezi)
-CoşkunCan Aktan & İstiklal Y. Vural, Globalleşme sürecinde Çok Uluslu Şirketler
-Ece Merve Yanardağ, Çokuluslu Şirketlerin Yükselişi: Tehlikeli Ortaklık, Iğdır Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Temmuz 2018, S:15
-Oğuz Kaymakçı, Kültürel Ekonomide Çok Uluslu Şirketler ve Türkiye’deki Yansımaları, Celal Bayar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, C:11 S:1, 2013
-Süleyman İlhan, Küreselleşme ve Yoksulluk:Çok Uluslu Şirketlerin Ağır Faturası, e-Journal of New Word Science Academy, 7,(3), 235-243

Cevap bırakın

E-posta hesabınız gösterilmeyecek.

Deneyimlerinizi kişiselleştirmek amacıyla KVKK ve GDPR uyarınca kullanılan çerezler bakımından kişisel tercihlerinizi Çerez Onay Aracından yönetebilir, daha fazla bilgi için Veri ve Çerez Politikasını ziyaret edebilirsiniz. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Kabul ediyorum Devamını oku